<
Ahmet Sirac Fakirullahoğlu -KESMECE
NİNNİ CANCAĞIZLARIM NİNNİ
İlhan AKANSOY Baş başa
DOST SOHBETLERİ
Metin Pamuk -İÇİMİZDEN BİRİ
KİM AKP’Lİ OLMAK İSTEMEZ Kİ?
Mehmet Göre -GÖRE GÖRE
PAŞA
Av. Dr.Tuncer Özyavuz KRAL ÇIPLAK
ŞEHİR TİYATROLARI
Tulay Hergünlü -PRİZMA
MİLLİ BAYRAMLARIMIZ...
Ayça YILMAZ -ANAHTAR-
Sadece Bir Futbol Topu
  17 Mayys 2012 Per?embe 09:32  Mavi Kule'de yok yok 14:13  Cemile Çopuroğlu kütüphanesine kavuştu 19:12  KARTAL CEMEVİ'NDE ANNELER GÜNÜ ETKİNLİĞİ 12:29  Minibüsçülerden eylem 14:02  PENDİK KÜLTÜR SANAT DERNEĞİ SANAT ETKİNLİĞİ  23:38  Varyap Pendik’te 17:24  Pendik'te Aç Çocuk Görmek İstemiyorum 15:44  ULUSAL TV’de BU GECE 20:59  TİYATRO YÖNETMELİĞİ YARGIDA 20:24  ŞOK istifa 13:29  
Çok Okunanlar
Varyap Pendik’te
Köşe Yazarları
Emin Varol- AKLIN YOLU-
TİYATRO
Rıfat SERDAROĞLU-SERDARCA-
CEMAAT- TRT BESLEMELERİ
Mustafa Arslan -GÖNÜLDEN DAMLALAR
BİZ!!!
Sami Çelik -Sohbet-
İNATLAŞMA İLE EĞİTİM OLMAZ!
Osman Güdü -MİMAR GÖZÜYLE
YÜKSEK YAPILAR....
Okan SARPAŞ -ONBEŞLİK
...Şeyini Çatlatan Bülbül
Marko PAŞA
Leylaklar değil, Çingeneler Açıyor
Prof. Dr. Salih AKDEMİR
Şimdi Olmak ya da Olmamak?
Erol ALTUNOĞLU -SORUNLAR-ÇÖZÜMLER-
Türkiye dünyada üçüncü
KIYIDAN -Elif DOĞAN-
Deniz Gezmiş' in anısına.
Ahmet AKAR -OZANIN KALEMİNDEN
NE OLDUM DEMEMELİ NE OLACAĞIM DEMELİ
BENCE- Mim. Osman Demir
MİLLETİN TAKDİRİ, ŞİMDİ Mİ AKLINIZA GELDİ ?
Zilli Abla -Bir sor, -Suç ve ceza ortağınız-
Zilli Abla -Bir sor, -Suç ve ceza ortağınız-
Çok Yorumlananlar
Pendik'te Aç Çocuk Görmek İstemiyorum


ATEŞTEN GÖMLEĞİMİZİ GİYDİK
Attila İLHAN’ın “toprak kokuyorsun” dediği Anadolu’nun yoğurduğu eğitimci, şair Ünal Karahasan, HALK için yapacağı siyasetin “ateşten gömleğini giymeye” CHP’den aday olduğunu açıkladı.

ATEŞTEN GÖMLEĞİMİZİ GİYDİK…

Yazdığı Ana Muhalefet isimli şiir kitabının önsözüne bakıyor ve anlamaya çalışıyorsunuz, bir şairin dünyasını: 1970’lerin sonunda gizli bir öğrenci toplantısı, radyoda “yurttan sesler” den süzülen türküler, mum ışığında bir toplantı… Belki gerçekten de karınca gibiydi onlar ve umutları vardı, aydınlık güzel günlere…
 
Eğitimcilikten sendikacılığa, 12 Eylül’ün izlerinden günümüze sürdürdüğü çağdaş Türkiye mücadelesiyle Ünal KARAHASAN, tüm bunların yanında şair ruhlu, aslında gerçekten de şiir gibi bir insan… İnsanların sosyal ya da siyasi hayatta atladığı bir takım değerleri hatırlatıyor bize, naif duygular, eşsiz mısralar, bitmeyen umut …
“Sizi biraz tanıyabilir miyiz?” klasik soruyla başlayarak kendisinden dinleyelim dopdolu kırk yılı:
“1970 Erzurum – Şenkaya doğumluyum. Türkiye’nin eğitim düzeyi en yüksel ilçesi olmakla övündüğümüz ŞENKAYA’da tüm hemşehrilerim gibi ben de aslında liseyi bitirip başka kentlere yüksek öğrenime giderken, bu bizler için ikinci üniversite anlamına gelir. Birinci üniversitem olan Şenkaya’dan sonra Erzincan Eğitim Yüksek Okulunu ve daha sonra Anadolu Üniversitesi -Türkçe öğretmenliğini bitirdim. Mustafa Kemal’in öğretmeni olarak çeyrek asırlık eğitimciliğimin, son on yılını eğitim yöneticiliğinde geçirdim. Yaşamımda birden fazla alanda çalışmalarım oldu. 12 Eylül faşizminin yarattığı pısırık ve korkak toplumdan çıkış çareleri ararken 1990’da ilk memur sendikası olarak Niyazi Altunya’nın ve ABC dergisinin öncülüğünde kurulan (1.) Eğitim-İş Erzincan temsilciliğini yaptım. 1995 de Eğitim İş ve Eğit-Sen’in birleşermesi çalışmalrında aktif görev alarak Eğitim-Sen’in kurucularından oldum. Daha sonraki süreçte gelinen sendikal anlayış ayrışması ile yeniden (2.) Eğitim-İş’i örgürtledik ve ben de Tuzla Başkanlığını yürüttüm.
SONSÖZ: Benim asıl merak ettiğim tüm bunların dışındaki sosyal faaliyetleriniz. ADD veya Sivil Toplum Kuruluşlarıyla olan çalışmalarınız...
Ü.KARAHASAN: Şu anda Darıca-Atatürkçü Düşünce Derneği başkanıyım. Ocak ayında faaliyetlerimize başlamamıza rağmen onlarca yıldır kurumsallaşmış, köklü bir örgüt kadar dinamik ve etkiliyiz. Darıca ADD, çevre ilçelerde ve bölgede parlak bir yıldız olarak Türkiye’de demokrasinin sorunlarının tartışıldığı bir platform halini aldı. Bundan büyük kıvanç ve mululuk duyuyoruz. Sapanca’dan – Çatalca’ya uzanan bir hinterlenda sahibiz.
STK’larla hep iç içe oldum. Rahmetli Türkan SAYLAN hayattayken beraberce projeler geliştirdik. ÇYDD ile ortaklaşa müdürü olduğum Tuzla Osman Gazi
İlköğretim Okulu bahçesine 300 m2. modern bir “rehabilitasyon merkezi” kurduk. Okuma yazma bilmeyen yetişkinler için 12 kur okuma-yazma kursu açtık. Ayrıca çeşitli kuruluşlarla ortaklaşa İstanbul’un en güzel okul kütüphanelerinden birini 2007 yılında kurarak Atilla İlhan Kütüphanesi’ni hizmete açtık.
SONSÖZ: Attila İLHAN’la ne zaman tanıştınız ve aranızdaki bağ nasıldı?
Ü.KARAHASAN: Attila İlhan’la ortak noktalarımızdan, daha doğrusu ortak imgelerimizden biri Erzincan. Ben Erzincan’dayken, Attila İlhan’ı meydan gazetesinden takip ederdim. Sırf onu izlemek için pazartesi, Çarşamba, Cuma günleri ilaveten Meydan alıyordum. Sonra Cumhuriyet’e geçince işim kolaylaştı.1992’de tanıştık ve ölümüne kadar dostluğumuz devam etti. Benim şiirlerimi ilk okuduğunda “Sen de umut ışığı var”, “Toprak kokuyorsun, senin gibi şair kalmadı” demişti. Attila İlhan ve Seyyit Nezir’in önerileriyle ilk kitabım “An’a Muhalefet”, 1999’da Broy Yayınlarından çıktı. Sonar ikinci ve üçüncü baskıları Merhaba Yayınları tarafından yapıldı. Bunun yanında değişik dergilerde yazı ve şiirlerim yayınlandı; Mum, İnsancıl, Eski, Broy, Merhaba Marmara gibi…
CHP ve Kâbustan çıkışın Anahtarları…
 
SONSÖZ: Biraz da siyasi yaşamınıza gelelim. Siyasetle uğraşan birçok insanın, bu alışkanlığı erken yaşlarda edindiğini düşünürüm. Siz nasıl başladınız ve hem Atatürkçü Düşünce, hem de CHP’ye uzanan yolda bir paralellik görüyor musunuz?
Ü.KARAHASAN: Vardığımız ideolojik belirginleşmeyi 12 Eylül sürecinden alarak değerlendirmek gerekir. 12 Eylülden önce “kamplaşmış insanların cinnet vaziyeti” vardı. Bir tarafta da bu darbe şartlarının olgunlaşmasını ellerini ovuşturarak bekleyenler… Derken olan oldu. Gruplar arasında uzlaşma sağlanamayınca bu insanlara hadlerini bildirme yoluna gidildi. Aslında o insanlar hayatı ve siyaseti anlamaya çalışıyorlardı. Fakat 12 Eylülden sonra yok oluş başladı ve insanların hayatları anlamsız kılınmaya çalışıldı. Bu kâbustan çıkış için bir takım ANAHTAR’lar gerekiyordu…
Bana kalırsa 1980’li yılların gençliği bu anahtarları ve ip uçlarını bulamadı. 1990’lara gelindiğindeyse, bir kısım gençler kendilerine “yeni ve parlak yıldızlar” bulmaya çalıştılar (Edebî –felsefî yönden bakılırsa Ataol Behramoğlu, Öner Yağcı, Osman Şahin, Attila İlhan gibi isimler ön plana çıktılar). Diğer yanda “Arabesk-lümpen” bir katman vardı. Üçüncü katman ise “Cemaatler” yoluyla yaratıldı.
12 Eylülün kapattığı ve 1993’te yeniden kurulan CHP’nin, ülkemiz açısından bir umut ve anahtar niteliğinde olduğunu düşünüyorum. Ondan önce 1989’da kurulan ADD, bu umut ve ışığın başlangıç noktasıydı. 12 Eylülden sonra ülkemizde, Atatürkçü Düşünceyi savunacak hiçbir yapı kalmamıştı, halkın ve bireyin özgürlüğü, mutluluğuna gidecek yoldaki kapıyı açacak anahtar kalmamıştı…
 
Atatürkçü Düşünce bu yolda Muammer Aksoy, Bahriye Üçok, A.Taner Kışlalı, Uğur Mumcu gibi şehitler de verdi. Fakat bunlar, Atatürkçü Düşünceye gönül vermiş bizim gibi insanları yıldırmadı, bizleri siyasi çözümler bulmaya yöneltti. CHP’den başka çözüm, başka kale kalmamıştı. Çünkü CHP, her zaman Kemalizmi ve tam bağımsızlığı savunmuştur.
“Sonsuz Önder ATATÜRK”
SONSÖZ: Atatürk’e ve Atatürkçü Düşünceye çok bağlı olduğunuz görülüyor. Bunu biraz açalım mı?
Ü.KARAHASAN: Atatürk hiçbir zaman Türkiye Cumhuriyetini etnik milliyetçiliğe endekslemedi. Ben O’nun gerçekten de bir dahi olduğunu düşün müyorum. O, bin dahi aklına ve yüreğine sahip.
“Ne Mutlu Türk’üm Diyene!” sözüyle işgale uğramış vatan toprağındaki insanlarımıza cesaret vermeyi hedeflemiştir. Çünkü “Türkler” Osmanlı’da aşağılanıyordu ve Türkler için “edrak-ı bi idrak” deniyordu, anlamı şuydu: Türkler hiçbir şeyden anlamaz… Dolayısıyla kendine güvensiz bir toplum yaratılmıştı. Oysa Atatürk, Türk halkını coşkulandırdı. Başka sözleri de var: ”Köylü milletin efendisidir” veya “Vatan toprağı kutsaldır” gibi…
Ben, Aziz NESİN veya Müjdat GEZEN gibi, halkı horlayan, halka tepeden bakan, halkı ‘edrak-ı bi idarak’ sayan Osmanlı kafasından hazzetmem. Bana doğru gelen, Sonsuz Önder ATATÜRK’ün sözleridir: “Türk Milleti çalışkandır.” “Türk Milleti zekidir” veya “Az zamanda çok ve büyük işler başardık” la başlayıp devam eden ve umut verici söylemler…
CHP’nin Söylemleri Gerçekçi mi?
SONSÖZ: Peki CHP’de gerçekten de bir umut görüyor musunuz? Meselâ CHP iktidar olursa, ekonomiyi rayına sokabilir mi? Örneğin Kılıçdaroğlu’nun “her eve en az 600TL” vaadini gerçekçi buluyor musunuz?
Ü.KARAHASAN: Sorunuz çok sarih ve basit cavabı şudur: Kaynağı kaymağında. Biz Türkiye Cumhuriyeti olarak, borç stokumuz için her hafta Bir Milyar $ faiz ödüyoruz. Onu halka döndürebiliriz. Türk ekonomisinin kaymağını yiyenlerden rantı çekip aldığımızda, halk rahatlayacaktır. Öğrenciler burs alacaklar, engellilerimize büyük kolaylıklar sağlanacaktır. Asgari ücret yine o nispette artacaktır…
SONSÖZ: Biraz da şu ERGENEKON meselesine gelirsek, bu konuda neler söylemek istersiniz? Bu meselenin alt-yapısı nedir? CHP’nin konuya bakışı malum ama sizce bu karmaşadan nasıl çıkabiliriz?
Ü.KARAHASAN: Halk bu yalanı yutmuyor. Örneğin, bir gün hastane koridorunda televizyondan 163 rütbelinin tutuklandığı haberini izleyen Trabzon’lu bir gencin şöyle konuştuğunu duydum: “Ulan biz bu kadar haini bir arada kimsenin haberi olmadan nasıl yitişturduk? Memleketteki askerlerin hepsi mi hain?”…. Yani bakın Türkiye Cumhuriyeti’nin yetiştirdiği bu kadar asker, “suçlu” olarak topluma lanse ediliyor. O zaman şu anki yönetimle aralarında bir terslik vardır. Laiklikte ters düşüyorlar…. “Türban tartışmaları”, sonrasında “basına hücum edilmesi”, hep bu ters düşmeden kaynaklanan durumlar…
1918’de Mondros Ateşkes Antlaşmasıyla Osmanlı Devleti çöktü. Musul ve Kerkük’e geçmek isteyen İngilizlere, o sırada Yıldırım Orduları komutanı olan Mustafa Kemal izin vermedi. Bugün de adına NATO deyin, BM kuvvetleri deyin ne yapmak istiyorlar biliyor musunuz? İskenderun Limanı’na inip, mayınlı araziler koridorundan geçerek kuzey Irak’a erişmek istiyorlar. Oyunu anladınız mı. 90 yıl önce istenen ne ise şimdi gene istenen aynı. Demek ki Mustafa Kemal’in ordusu direnç gösteremez hale getirilmeli. Korkarım başarılmak istenen bu.
Yahudi Kürdistanı’nı kurmak istiyorlar…
İskenderun hattı üzerinden geçerek Kuzey Irak’ta söz sahibi olmak isteyen emperyalist güçler bölge halkını maniple etmeye çalışmakta, PKK’yı desteklemekte. 300 tane köyün ağası olan DTP’li eş başkanlar biliyoruz. Onlar gerçekten halkını seviyor ve savunuyorsa elerlindeki toprakları önce halka dağıtsınlar, insanları marabalıktan çıkarsınlar. Şıh, şeyh, ağa gibi ilkelliklerden kurtulsun insanlar. Kan davasını bitirsinler. Cehaletten kendilerini ve halkını kurtarsınlar. Ama bunu istemiyorlar…
CHP demokrasiyi özümsemiş tek siyasi ypıdır. Bütün vatandaşlarımızı kucaklayacak tek partidir. Oysa sözde Kürt aydınları halkın özgürleşmesini istemiyorlar. Amaçları Türkiye Cumhuriyetini yıkmak ve bireyin özgürlüğüne pranga vurmaktır.
SONSÖZ: Peki Hurşit GÜNEŞ’in basına yansımış olan ve tepki alan bir açıklaması var: “Kürtler bizim kucağımıza oturacak” şeklinde. Bunu ve CHP’de Kılıçdaroğlu’yla beraber değişen bazı söylemleri (genel-af) ve kafa karışıklığını nasıl açıklayabiliriz?
Ü.KARAHASAN: İp yumağını biri alıp birbirine dolamış. Ya maharetli ve sabırlı bir el o yumağı ipi kesmeden çözecek ve güzel bir giysi örecek; ya da sabırsız ve beceriksiz biri aline aldığı makasla o ipi sürekli bir yerlerden keserce, sonra da parça parça bir birine düğümleyecek. CHP, ipi koparmadan, sabırla dolaşıkları çözmeye çalışmakta. Sayın Genel Başkanımım da hakikaten sakin, sabırlı, kararlı ve her şeyden önce samimi bir şahsiyet. Dikkat isterim: İpi kesmeden yumağı kurtarmak esas.
Öncelikle terörle mücadelede tecrübeli kadroların o bölgede kesintisiz görev yapması lazımdır. Geçmişe dönük bir kan davası gütmek yerine birbirimizle bütünleşmeliyiz. Hınçla hareket etmek yerine, bir iplik çilesi gibi birbirimize eklenerek büyümeliyiz.
Kılıçdaroğlu’nun önerisi insanîdir. Kılıçdaroğlu BOP eş-başkanı değildir. CHP, bölgeyi Misak-ı Millî sınırları içinde kabul etmektedir.
Hurşit Güneş , öncelikle Turan Güneş gibi bir babanın oğlu olduğu için, aile birikimiyle, kişisel zarafetiyle ve akademik kimliğiyle asla öyle bir söz söylemez. Söylemedim, diyor. Buna inanmak lazım. Asıl hayret edilmesi gereken BOP’un kucağında oturanların pişkinliği, iffetsizliği, ve edepsizliği ile başkalarına iftira etmeleridir.

SONSÖZ: Referandum öncesi bir konuşmanızda “Anayasa değişikliğiyle, Türkiye’yi çağdaş hukuk normlarından koparmak istiyorlar. Bu gidişle bağımsız yargı kalmayacak” demiştiniz. İlhan Cihaner ve Osman Kaçmaz da bu gerekçelerle sizin gibi siyasete soyundular ve aday oldular. Geldiğimiz noktayı nasıl değerlendiriyorsunuz?
Ü.KARAHASAN: O televizyon konuşmamda da söylediğim gibi bu halk Kurtuluş Savaşında top, tüfek, mermi elinden alındığında; kazma, kürek ve bedenlerini cephe yaparak ve “Benim iman dolu göğsüm gibi serhaddim var” diyerek savaşmıştır. Bugün Kemalistler de kendilerini “cephe” yaptılar, süngü taktılar. Zekamız, söylemimiz, özlemimiz bizim süngümüzdür. Emperyalizmin topunu, tüfeğini, Soros/pusunu, BOP’unu geri püskürteceğiz.
KARAHASAN: Kılıçdaroğlu, “Halkın Oğlu” olacak!
SONSÖZ: Siyasette size yakın hissettiğiniz, ya da kendi deyişinizle süngü yakmış yüzler CHP’de var mı?
Ü.KARAHASAN: Elbette var. İlle de partida bir üst geravde olamk gerekmez. Nihat Genç, Banu Avar, Cazim Gürbüz, Bekir Coşkun... cephe arkadaşlarımdır. Süleyman Çelebi (DİSK), Abidin Baysal (Eğitim İş), Barış Doster (Marmara Ünv), Necati Altunkaynak (Kristal İş), Erturul Kazancı (ADD) de cephe arkadaşlarım. Ve elbette CHP’de de yeni dönemde aynı cephede olacağımız Gürsel TEKİN, Bihlun TAMAYLIGİL, İzzet ÇETİN, Önay ALPAGO, Hurşit GÜNEŞ, Süheyl BATUM ve partiye emek veren bir birinden özel değerler var CHP’de.
Sayın Kemal KILIÇDAROĞLU’nu tüm Türkiye takdirle ve umutla izliyoruz. Türkiye CHP’ye kurulmak istenen tuzak ve komploları yutmayacaktır. Bu halkın sağduyusu o kadar kuvvetlidir ki İSMET PAŞA’nın “Namuslular da en az namussuzlar kadar cesur olmalı” sözüne dayanarak verilecek destekle bu seçimden
Kılıçdaroğlu, “Halkın Oğlu” olarak çıkacaktır.
CHP, bir umut olarak parlamaya devam edecektir. Çünkü, GÜNEŞ BALÇIKLA SIVANMAZ…
SONSÖZ:Bu sohbeti bağlamak zor olcak…
Ü.KARAHASAN: Öyle sözler vardır ki, saatlerce konuşmaya, cltler dolusu yazmaya eş değer. O sözlerden biri günümüzü ve güncelimizi hale yola koymamız için ders niteliğinde. Öyleyse Konfüçyüs’e ait o sözü söyleyelim ki sohbet de umut da hiç bitmesin:
“Ya bir yol bul, ya bir yol aç, ya da yoldan çekil…”
 

 

 



13:14:58
2011-03-15
Bu haber  4636  kere okundu Yazıcıya Yolla
YORUMLAR
  Dilek  2011-03-29
  irfan rejimi
 CUMHURİYET irfan rejimidir.Aklıyla bunu görmüş, yüreğiyle bunu hissedebilmiş onurlu kişiler bu misyonu devmak ettireceklerdir. İnanıyor ve güveniyorum her zaman ve her yerde koşullar ne olursa olsun üstesinden gelecek çok başarılı olacaksınız. Yolunuz hep açık şansınız bol olsun..
 ünsal  2011-03-15
  kurtuluş savaşı
  hocam 12 haziran seçimi ikinci kurtuluş savaşı olacaktır.gayri milli zihniyetler geldikleri gibi gidecek ,cumhuriyetin öz evlatları yönetimi ele alacaklardır.
 Patriyot  2011-03-14
  Hocam yakışır.
 Kutlarım hocam şimdiden başarılar dilerim.Zor,bir o kadar sorumlu bir görevi üstüne almışsın.Dileriz değerini bilirler.Başarılar hocam.
Bu Habere Yorum Ekleyin
İsim
E-posta
Başlık
Yorum
       Tüm alanlari doldurmaniz gerekmektedir
Videolu Haberler
 Mavi Kule'de yok yok  STATÜPARK'la Pendik'te keyifli bir yaşam
 Sınav'dan Ödüllü Seviye Sınavı
 Sınav'la Uçuşa Geçin
 Pendik Green Park'ta Tecavüz
 SICAKELLER, gönülleri ısıtıyor
 ASFOR Evleri'nde yok yok
 AYGAD'dan Kamuoyuna Duyuru
 Patlayıcı Prof. Dr.Kahriman CHP'de
 Kumkumoğlu aday adayı
 Ateşten Gömleğimizi Giydik
Köşe Yazarları
Ekrem Azaklı -ULUSAL
TAŞLAR DÖŞENİYOR
Hülya Arslan-KUŞBAKIŞI
Antikapitalizm ve İslam!
Suay KARAMAN- (TÜMÖD) Genel Sekreteri
SANATI BİLMEYENLERE
Hatice ODABAŞ-ÖZGÜRCE-
GÖRMEMŞİN SÜTÜ OLUNCA..
Deniz AYDEMİR -BURADAN BAKINCA-
ADALET DUYGUSAL BİR EYLEMDİR
Ahmet GÜNDÜZ -GÜNDÜZ GÖZÜYLE-
YENİ TÜRK TİCARET KANUNU’NUN GETİRDİKLERİ;
Akif Avcı-AÇIILIM-
SANATIN TINISI,
Turgut ÜNLÜ -ÇÖZÜM-
ÖZEL DERSHANELER
POHPOH PAŞA
HURŞİDOĞLU BEHZAT (EN UZMAN TARİHÇİ)
Okurdan Gelenler
ADALET ARAYIŞI ÜZERİNE BİR KAÇ SÖZ
ANKET
Pendik Kızılay Kampı ve Lise spor sahasının otel yapılmasını doğru buluyor musunuz?
doğru bulmuyorum
doğru buluyorum
Güvenlik Kodu WeKR9
Sonuçlar
Döviz Kurları
  Alış Satış
$ Dolar
Euro
Untitled Document
Hava Durumu
ISTANBUL
ANKARA
IZMIR
BURSA
ADANA
Haber Kategorileri
Sizden Gelenler
Marko Pasa
 
 

Iletisim   |   Künye |    Anasayfam yap   |   Sık Kullanılanlara Ekle
©2008 Sonsöz Gazetesi (Bu Gazete Basın Meslek İlkelerine Uymaya Söz Vermiştir) Susmadık... Susmayacağız!